|
Sanat Dostu Ali ULUSOY'un
(aliulusoy@happykids.com.tr)
Nurşen GÖRŞEN ile yaptığı söyleşi:
- Sizi tanıyabilir miyiz?
- 1954 Tire-İzmir doğumluyum. Bir dünya vatandaşı olarak sekiz yılım Tire de, yirmi yılım Ankara da geçti. Halen İzmir MEB İlköğretim kurumunda resim eğitmeni olarak çalışmaktayım.
-Neden resim?
- Resim bir görsel dildir. Kelimesiz şiir. Kendimi en iyi bu dille ifade edebildiğim için.
-Nasıl başladınız?
- Ankara da Ortaokul ve lisede resim notlarım hep yüksekti. İsteyerek, severek yapardım. Konuşmayı fazla sevmeyen sessiz, yalnızlığı seven, çok okuyan ve çok resim yapan bir çocuktum. Kendimce çizgi romanlar yaratırdım. Sevdiklerime özel günlerinde elimle çizdiğim, boyadığım resimler hazırlar verirdim.
Lise sonda Havacılık Kolunu kurup, paraşüt kamplarına katıldım. Derslerden geri kalınca belge aldım, bitiremeden okuldan ayrılıp çalışma hayatına başlamak zorunda kaldım. T. Halk Bankasında daktilograf olarak görev aldığım bilgisayarın olmadığı o yıllarda hatırlarım; IBM elektrikli daktiloda , teleks makinesinde harf ve sayılarla resimler oluştururdum.
Evlenip, 15 ay arayla doğan iki çocuğuma bakmak üzere istifa edip eve kapandıktan sonra üç boyutlu çalışmalarım başladı.
Komşumuz Hacettepe Üniversitesinin heykel hocası, rahmetli Abdullah SARAÇ idi. Eşi benim bebeklerimi uyutmak için eve gelir, ben hocanın atölyesine yardıma giderdim. Özel sipariş aldığı bir çok heykel çalışmasının tasarımında, kalıbında, dökümünde emeğim vardır. Halen, Ankara Askeri Garnizonunun dış duvarında bulunan rölyeflerde de. 5 yıl Para almadan severek yaptığım O üç boyutlu heykel kalıpları resim desenimin sağlamlaşmasını sağladı.
Çocuklar büyüyünce ailece İzmir e yerleştik.O yıllarda 30 yaşını geçtiğim için bankaya dönemedim ve Naif grup içinde resim çalışmalarına başladım, Grup sergilerine katıldım. Bu arada Akşam Lisesini bitirerek 1988 yılında Buca Eğitim Fakültesi Resim Bölümüne girdim. Hatırlarım; sınavı geçebildim mi acaba kaygılarıyla sonuçları öğrenmek için listede ismimi ararken, resim bölüm başkanı beni veli sanıp bu dahi genç resim yapmayı nereden öğrendi, kimden kurs aldı? diye sormuştu. Birinci olarak girdiğim dahi çizimle(!)resim bölümünden, gene birinci olarak 1992 yılında mezun oldum. Birçok resim yarışmasına , ortak sergilere katıldım. Internationale SommerAkademie Für Bildende Kunst Salzburg da Georg Eisler gözetiminde desen ve renk çalışmalarımı geliştirdim.
Fakülte hocalarım beni aralarında görmek isterlerken, o gün ki teklifleri değerlendiremedim. O platform içinde sanata yönelik çalışmalarımı geliştirebilir, kesintisiz sürdürebilirdim. O fırsatı kaçırdım. Nasip değilmiş ya da hakettiğim bir deneyimdi mi demeli.toplumsal sözleşmelerde idealistlik ve halk söylemiyle burnunun dikine gitmek uyumlaşmayı zorlaştırır. zamanla törpülense de insan, hala idealizme inanan yaramaz bir öğretmenim galiba..
1993 yılında ilköğretimde görev aldım. 1995 yılında üçüncü kişisel sergimi açtım. Sergimde bir resim müfettişi Nü çalışmalarım için Milli eğitimi deldin öğretmenim demişti. Bende bir sonraki sergimde Atatürk çalışmalarımı görürsünüz demiştim. Bu gün öğretmenlikte 13.yılımdayım, Sanatçıdan öğretmen olmaz önyargısı kırıldı sanırım.
Ev, okul, çocuk üçgenindeki güzel zaman yitiminden ve sanat platformunun içinde olamayışımdan resim çalışmalarım duraladı. İlgi alanlarım değişti. Bir Atatürk resimleri sergisi hazırlayamadım ama, bu gün Atatürkçülüğü içten benimsemiş, branşını severek, bilerek yapan bir resim eğitmeniyim. Sanatçı olabilmek yerine sanat eğitimcisi olmayı seçtim.
-Sanat eğitimi nasıl olmalı?
- Sanat eğitimi, bireyin tüm ruhsal ve bedensel eğitim bütünlüğü içinde estetik duygularının geliştirilmesi, yetenek ve yaratıcılık gücünün olgunlaştırılması çabasıdır. Çocuğun doğal büyümesine bağlı olarak görsel algısı da gelişir. Algısal Gelişme öğretimle de gerçekleşir. Bilişsel, Duyuşsal ve Devinişsel boyutta amaçlanan davranışlar geliştirilir.
Sanat eğitiminin amacı; öğrenme ve öğretme sistemlerini mantıklı hale getirmek suretiyle sanatı estetik bir olay olarak insanlara tanıtmayı amaçlar.
Toplumumuzda Görsel Sanat Eğitimi nasıldır, nasıl olmalıdır? Sorunuza, içinde bulunduğum İlköğretimden örnek vererek yanıtlamak isterim:
Türkiye de bugüne kadar ilköğretimde uygulanan programlar sanat eğitimini uygulama ağırlıklı olarak ele alır. Kuramsal bilgi önemsenmez. Öğretide yöntem, Talim Terbiye Kurulu nun çıkardığı öğretim programı kitaplarına, müfredata uygun olarak yapılır. Çocuğun dersi seçebilmesi gözetilmez. Kalabalık sınıflarda öğrenciler, psikolojik yapı, sanata eğilim ve yeterlilikleri konusunda bir düşünülür; ders, sanatsal gelişimi kısıtlayıcı- engelleyici 40 dakikalık, istenilen yöntem uygulamalarının yetiştirilemediği süreçte tüm öğrenciler zorunlu tutularak işlenir. Öğretmen, Sanat Eğitimcisinden çok sınıfı sessizleştirebilme çabası içinde olur.
Sanat, bildiğiniz gibi anlam üretmede dil dışı göstergeler kullanır. Kelimesiz-sessiz, duygu, sezgi, his ve sağduyuyla yoğrulmuş bir şiir kurgusu gibi. ilköğretimde, bireyin zihinsel ve duygusal gelişiminin en yoğun olduğu dönemi yaşayan çocuklarımız için, sınav sonuçlarına yönlendirilmiş eğitim sistemimiz, Üniversite kapısına kadar mantıksal zekayı öngörür.
Duygusal zekanın, mantıksal zekayla bir arada kullanılarak bilimsel düzeyde başarı sağlanacağını göz ardı eder.
Sanat Eğitimi nasıl olmalıdır; disiplin merkezli yaklaşım yerine, Çocuk Merkezci Yaklaşımla, kalabalık olmayan ortamda, yeterli ders saatleriyle sanatı öğrenmesi sağlanmalıdır. Bunun için önce yaygın bir programla, bol araç ve gereç ile demokratik ve özgür ortam yaratılarak öğrenciler yüreklendirilmelidir. Görsel Algısının Geliştirilmesi, görmeyi öğrenmesi, uygulamalı etkinliklerle öğretilmelidir. Bu süreçte en önemli görev sanat eğitimcisine düşer. Onun tutum, davranış, deneyim ve alanında iyi yetişmiş olması eğitimi etkileyen faktörleridir. Sanat eğitimcisinin Psikoloji, felsefe ve yöntem bilmesi gerekir. Öğretmen, Öğrencileri motive edici, araştırmaya yönlendirici, yaratıcılığa dayalı eğitim gerçekleştirmelidir. Öğrencinin gelişim düzeyine, öğrenme biçimine ve eğitimde öngörülen hedefe göre yaklaşmalıdır. Bilişim elektronik, bilgisayar v.s.teknolojilerini, öğretme araç gereçlerini kullanmalı ve çeşitli öğretim yöntemlerinde öğrencinin bilişsel duyuşsal ve devinişsel, yaratıcı yönlerini geliştirici metotları seçmelidir. değerlendirme yöntemlerinde ise önceden öğrenciye bildirdiği belli kriterleri gözeterek, öğrencinin sanat kavramlarını, bilgi düzeyini tespit ederek, ürün çalışmaları ile sanat formlarının, sanat elemanlarının ve ilkelerinin yerinde kullanılıp kullanılmadığını ölçebilen yöntemler kullanmalıdır.Yaratıcı bir öğrenme sürecinin kapılarını zorlamalıdır.
- Öğrencilerinizin sanata bakışları nelerdir?
- Bu soruyla, yarama parmak bastınız.
Öğrencilerim henüz ilköğretim döneminde, 12-14 yaş grubunda gençler. Aralarında resme ilgili, yetenekli olanlar var. İlköğretimde ilgi ve yetenek derslerine önem verilmediği için resim seçmeli ders değil ve alanlaşamadığı için 40 kişilik sınıfta yetenekli öğrenciye sanata bakış açısı kazandırabilmeniz zor. Malzeme getirmeyen, derse ilgisi olmayan öğrenci çabuk sıkılıp, çalışan arkadaşını rahatsız eder, konsantrasyonunu bozar. Ancak yetenekli öğrencileri ders dışı etkinlik çalışmalarına alarak geliştirebilirsiniz. 12 yıllık öğretmenliğimde sadece 3 öğrencimi Anadolu Güzel Sanatlar Lisesine kazandırabildiğimi gördüm. Görsel duyarlılık toplumumuza yerleşmemiş. Çocuğu önce velisi caydırıyor. Sonra da okullar..
Oysa, eğitimin estetik görevini başarmasında en önemli sonucu sanat eğitimi verir. kişinin başkalarına karşı daha anlayışlı ve yaşamın değerinin farkında olmasını sağlar. Sınav sonuçlarına yoğunlaşmış eğitim sisteminde toplumumuza IQ nun geçerliliği dayatılmış. Çocuğun duygusal zekasını geliştirmek, yaratıcılığını ortaya çıkarmak, insanoğlunun bugüne kadar yaratmış olduğu sanat eserlerini tanıtıp, bunlardan haz duymasını öğretmek, çevresine duyarlılığını geliştirmek , birey olduğunu fark ettirmek için sanat eğitimi gerekli. Yeni programlarda, çoklu zekaya göre plan yapmamız istenir. Doğru seçilmiş bir öğretim tekniğidir. Eğitimdeki bu yeni anlayış çoklu zeka eğitimi kuramı Harvard Gardner isimli bir sanat eğitimcisine aittir. Ama ilköğretimde aynı okullarda derse girdiğimiz diğer branş öğretmenleri ve hatta idare bile bu dersin önemsiz olduğunu düşünür.Dinlence, eğlence dersidir. Hatta ders olarak bile algılanmaz. Sanatın sadece oyun boyutu kabul görür.İdareci gözünde ıvır-zıvır, hamallık iş olarak bakan anlayışla haftada 1 ders saatine sıkıştırılmıştır. Bu şartlarda öğrencide nasıl, sanata bakış açısı geliştirebilirsiniz?
Ayrıca, yeni öğretim programlarıyla yeniden sanat öğretmenlerinin ilkokul 4 ve 5. sınıfları okutmaları öngörüldü, uygulamaya geçildi. Branş eğitimini alacak resim yaşı tutan 40 kişilik sınıflarda ortaokul öğrencilerine zorunlu-seçmeli ders olmadığı için sanat eğitimini vermekte zorlanırken ve dersin adı dahi sorun oluştururken ilkokul öğrencisi için öngörülen branş eğitimi çocukların yeteneklerinin geliştirilmesi ve 2. kademe derslerinde maaş karşılıklarını doldurmadıkları gibi bilimsellikten uzak gerekçeler haksız bir uygulama başlattı.
İstekli ve yetenekli ilkokul öğrencilerini ders dışı etkinlik çalışmalarına alıp geliştirebiliyorduk. Resim.iş öğretmenleri diğer branş öğretmenlerinden maaş karşılıklarını doldurmayanlar olduğu halde adeta maaş karşılıklarını doldurmadıkları gerekçesiyle cezalandırılmış oluyorlar.
Öğretmenlere sınıf veya branş eğitimi verilirken, belli yaş grubu özelliklerinde olan öğrencilere nasıl yaklaşılacağı da öğretilir, benimsetilir. 2. kademe öğrencilerinin düzeyinde ders veren resim.iş öğretmenleri aynı alışkanlıklarla 1. kademedeki dersleri işler. Aslolan öğretmenlikse; Söz konusu, eğitimde birliği gözetmemek sınıf seviyesini inememek değildir. Sınıf öğretmenleri öğrencilerinin bire bir, sınıf ve okul düzeyinde izleyebilmeleri özelliklerinden doğan resim dersinde etkin işleve sahiptirler.
İlkokulda, o yaş dönemindeki çocuğun resim yaşı- branş eğitimini alacak kavram yaşı henüz gelişmemiştir. Henüz gerçeklik- bildiğini aktarma dönemindedir. Çocuk çalışmalarında özgür bırakılır.
Branş öğretmeni de ilkokul çocuğuna, gerekli imge zenginliğini oluşturmayan eksik konu aktarımları ile çocuk ve çocuk resimleri düzeyinin ayrımında yetersiz kalır. İlgi ve bilgi yoğunlaşması olumsuz yönde etkilenip başarısız olur.
Bakanlığın 19.2.1991 tarih, 91/386/25797 Sayılı, 1991/8 numaralı genelgesinin 5. maddesinde: lkokul yönetmeliği nin 27. maddesinde, ilkokullarda sınıf öğretmenliğinin esas olduğu, ancak özel bilgi, beceri ve yetenek isteyen beden eğitimi, müzik, resim.iş, din kültürü ve ahlak bilgisi derslerini hizmet içi eğitim kurslarıyla yetiştirilen ilkokul öğretmenleri tarafından okutulabileceği, eğitim sistemimizin genel yapısı ve bu yapıyı düzenleyen kurallarla birlikte değerlendirildiğinde görüleceği gibi ilkokullarda (ilköğretim okullarının birinci kademesi dahil) sınıf öğretmenliği, ilköğretim okulu ikinci kademe, lise ve dengi okullarda branş öğretmenliği esastır. İlkesi yer alır. 7 maddesinin c şıkkında ise; ilköğretim okullarının ikinci kademesinde görevli genel bilgi, endüstriyel teorik ders ve meslek dersi öğretmenlerinin, branşlarında aylık ve ücret karşılığı haftada okutmaları gereken dersleri dolduramamaları halinde, birinci kademeden ders verilmeyip, eksik kalan derslerini aynı belediye sınırları içinde diğer ilköğretim okullarının ikinci kademesi ile ortaokullarda doldurmalarının sağlanması, gerekmektedir, Der.
Bu kararların bilgiye, deneyime, ilkelere dayalı çıkarıldığından şüphem yok. 4 yıllık sınıf öğretmenliği eğitiminde artık sanat eğitimi ve teknikleri dersleri veriliyor. Yeni kuşak sınıf öğretmeni donanarak yetişirken, belli ölçü ve dayanaklara göre çıkarılan bu karardan bu güne gelene kadarki süreçte ne yazık ki, görevde olan sınıf öğretmenlerinin sanatsal eğitim ve öğretim etkinliklerine katılarak veya hizmet içi programlarda yetişmeleri sağlanamamış.
Bazı branş öğretmenleri maaş karşılığı ders saatlerini doldurmak üzere diğer okullardaki branş derslerine girmek yerine, yol uzaklığını düşünerek veya alıştığı ortamdan çıkmamak için okulunda 4. ve 5. sınıf resim derslerine girdiklerinde hakça olmayan sorunlar yaşar. İşledikleri dersin ücreti, sadece okulda bulundukları için sınıf öğretmenine verilir. Sınıf öğretmeninin girmedikleri dersin ücretini alırken içlerinin titrediğini bilir Kendisi de okulda bulunmakla hak sahibi olmaktadır çünkü.
Ama bunları uygulatıcılara anlatamayıp, okullarda savunulan toplam kalite yönetimine de ters düşüyoruz. Sanata bakış açısı öğrenciden önce uygulatıcılarımızda olmalı ki, öğrenciye de kazandırılsın.
-Bir sergi açılışı öncesinde, sergi sırasında ve sonrasındaki duygularınız nelerdir?
- sergi açılışları öncesindeki telaşımı, coşkumu hatırlıyorum. Sanki Sergi sizin düğününüzdür. Özel Sanat galerileri, sanatçıya destek oldukları için davetiye, ikram gibi konuları yüklenirler. Tabloların galeride yerleşimini bile kendileri düzenlerler. Siz isterseniz ayrıca yönlendirebilirsiniz. Sanatçıya kalan gelenleri karşılayıp, emeğini izleyicilerle paylaşmaktır. Gönlünüzü koymuşsunuzdur ortaya. Sanat dostlarına üretimlerinizi sevgiyle, coşkuyla tanıtırsınız, paylaşırsınız.
Sergi sonrasında paylaşımın verdiği hazla hafiflersiniz. Benim çalışmalarımın çoğu 100x110 boyutlarında, soyut-figüratif, empresyonist üretimlerdir. Halkımızda resim sanatı bilinci hala gelişemediği ve daha çok nesnel bakışla üretilmiş küçük boyut resim aradıkları için sergilerde çerçeve parasını bile çıkaramamışımdır. Ama yaratım sürecinin getirdiği emeğin paylaşımı yetmiştir bana.
-Sanatçının eserinden ayrılması nasıl bir duygudur?
- Sanatçının eseri kendinden bir parçadır. Yarattığı ona ait olan bir şey. Çocuğu gibi. Bir dönem, çalışmalarımı sevdiklerimin yaşadıkları mekanlarda görmek istedim, dağıttım. Bir koltuk şalıyla, ahşap sehpayla takas ettiğim tablolarım oldu. Daha sonra o galerilerde tablolarımı gördüğümde içim gitti, aklım kaldı. Şalı, sehpayı evimde gördükçe tablolarımı düşündüm; oluştuğu süreci, dürtüyü, sancıyı, emeği..
-Kaç sergi açtınız?
-
Ankara Zafer Pasajında heykel çalışmalarımla ilgili iki , İzmir de Resim üzerine üç kişisel sergi açtım. İş Bankası, Akbank ve Türk Koleji Sanat galerilerinde. İzmirli Kadın Sanatçılar, Lions Derneği, İzmirli eğitmen Sanatçılar, Karşıyaka ve İzmir MEB Sanatçı Öğretmenler ortak sergilerine katıldım.
-Mutluluğun resmi ni yapabildiniz mi?
- Yaşam felsefem; çok para ya da güç, iktidar üzerine değil, huzurun getireceği sağlık üzerine kuruludur. Çoğu kez yalnızlığı tercih ederek bir şeyler üretmek bana huzur verir.
Mesleğimde mutluyum diyen azdır sanırım. Ben mesleğimde mutluluğun resmini çizebildim. 3 çocuk annesiyim, en iyi yapabileceğim ve severek çalıştığım bir branşta-meslekteyim. Çocuklarla birlikte olmak , her şeye çocuğun gözünden bakmak, onlara sanat eğitimiyle ilgili katkıda bulunmak beni sevindiriyor. Onlarla çok mutluyum. Zihnimden, gönlümden onlara bir şeyler aktarırken sevinç ve coşku duyuyorum.
-Ya şiirleriniz.. bu konuda diyecekleriniz de olmalı?
- Şiir yazmak bende deneme aşamasında kaldı. Yaşama bakış açımı yansıtan, öğrencilerim için yazdığım tüm çocuklara yetişkin itirafı şiirimi severim. telefonda, şiiri siz mi yazdınız? Diye sorduğunuzda yetişkin itirafını sorduğunuzu sanıp evet demiştim. Asıl sorduğunuz sunu olarak hazırlayıp, size gönderdiğim Mehmet in şiiri imiş. Onu ben yazmadım. Internetten yazarsız olarak indirmiştim.
Duygularımı resimle daha iyi ifade edebiliyorum. Ama eğitimcilik sürecinde o da duraladı. Arada, Karşıyaka veya İzmir Milli Eğitim Müdürlüğü nün 24 Kasım Öğretmenler Gününde motive eder, hareketlendirir beni. Aldığım birçok taktir ve teşekkür belgesi beni şevklendirir. Bir dönem yaptığım İlçe eğitimin resim seçici kurul üyeliği de. Bilgisayar tutkusu resmin yerini aldı sanırım. Dijital fotoğraf ve photoshop uygulamalarına yoğunlaştım.
Hazırlığım bitince sergime beklerim.
-Anne babalara önerileriniz nelerdir?
- Eğitim uzmanlarının doğru bir bulgusu vardır;
Çocuğun her hatalı davranışının altında anne-baba yanlışı yatar,diye.
Çocuk eğitiminde ya da çocuk yetiştirmede amaç, sağlıklı kişilik oluşturmaktır. Kişiliğin temelleri ilk 5-6 yıl içinde atılır ve her çocuk sonunda kendine özgü bir kişilik geliştirir. Gençlik çağında son bulan bu kişilik gelişiminin dengeli ve uyumlu olabilmesi gelişim basamaklarının örselenmeden aşılmasına bağlıdır. Anne babaların bu konuda duyarlı olmalarını,
Çocuklarından bekledikleri davranış modeline uygun davranış içinde olmaya özen göstermelerini, güven verici, destekleyici ve hoşgörülü tutum içinde olmalarını,
Aile içindeki iyi duygusal etkileşimleri, çocuklarına olan Sevgilerini her zaman göstermelerini, onların önemli ve değerli olduklarını hissettirmelerini, onu anlamalarını, güvenmelerini, her konuda desteklemelerini ve onu ilgi ve becerisinin -yeteneğinin olduğu alana, özgür seçimlerini de tanıyarak yönlendirmelerini öneririm.
- Ya çocuklara?
Çok çalışmalarını, bol kitap okumalarını, ama bunlara verdikleri zaman kadar oyuna da zaman ayırmalarını öneririm. Oyun derken, onlar için eğlence-bilgi kaynağı olabilecek sinema, tiyatro, opera, sergi v.s. yi de içine alıyorum. Güzel sanatlara eğilimli iseler bu konuda yönlenmeyi seçmelerini ve kararlılıklarını ailelerine hissettirmelerini,kendilerini iyi yönde geliştirecek arkadaşlar seçmelerini, bilgisayarın sadece oyun amaçlı olmadığını onlar için bilgi kaynağı olduğunu bilerek bilinçli kullanmalarını, Internete girdiklerinde seçici davranıp Internetin olumlu katkılarından faydalanıp ahlak, etik ve felsefeden uzak tüketime yönelmemelerini, Doğru ve faydalı amaçlar belirlemelerini öneririm.
- Kendi çocuklarınızla iletişiminiz nasıl, onlar sanatın neresindeler?
- Çocuklarımla iletişimim her zaman iyi olmuştur . Yaşamımda, olabildiği kadar önce onlar için varım. Sevgilerini, saygılarını her zaman gösterirler. İkisi kendisini kurtardı sayılır. Büyük oğlum Kırıkkale Ünv. Elektronik bölümünü bitirdi, askerliğini yaptı, Başkent Üniversitesine memur olarak girdi ve aynı işyerinde çalışan eşiyle yuva kurdu. 20 Nisan da yavruları olacak.
Kızım iki yıldır Bornova Kolejinde İngilizce öğretmenliği yapıyor. Hayırlısıyla onun da iyi bir yuva kurduğu günleri görmek isterim. Küçük oğlum Anadolu Lisesi son sınıf öğrencisi. Bu yıl Üniversite sınavlarına girecek. Üçü de kendilerini çok iyi takip eder, yaşamdan ne beklediklerini, istediklerini bilirler.
Üçünde de güzel sanatlara eğilim vardır. Oğlanlar bir dönem müzikte, gitar çalarak kendilerini geliştirdiler. Üçününde resim görüşleri, çizimleri iyidir. Kızım üniversite tercihini önce iç mimarlık, stilistlik olarak seçmişken ve kazanmışken arkadaşlarının etkisiyle İngilizciye yöneldi. 5 yıl işlettiğim resim atölyesinde kurs alan öğrencilerimin arasında kızım ve küçük oğlum severek bulundu. Güzel çalışmalar çıkardılar. Onca doküman, birikim sahibini bulacak derken yönlendirmelerim yerini bulamadı maalesef. Bu konuda öğrencilerime daha faydalı oldum,
-kurs alan iki öğrencim bu gün resim öğretmenliği yapıyor- çocuklarıma olamadım. Küçük oğlumda ablasının izinde, İngilizce öğretmenliğini düşünüyor. Yabancı dilde çok yetenekli. İngilizce-Almanca eğitim görüyor. Bunların yanında ünv. için İtalyanca dilini seçti. Seçimlerine saygı duyuyorum. Yaşamda mutlu olacakları yerlerde olsunlar,bütün çocuklarımız.
-Eşinizin ve çocuklarınızın da annelerinin sanat çalışmaları konusundaki düşünceleri nelerdir?
- Eşim özgürlüğüne düşkün, işkolik bir insandır. Üretimlerim konusunda destek vererek beni yüreklendirmiştir. Bu konuda şanslı olduğumu düşünüyorum.
Çocuklarım, annelerinin çalışmalarından memnunlar. Gerçekte, son yağlıboya resim sergimden bu yana sanatı üretmekten çok tüketmeye yöneldim. Çocuklarımla birlikte sinemaya, tiyatroya, operaya sergi açılışlarına gidiyoruz. İlgi alanlarım değişti. Örneğin bilgisayar ve fotoğraf sanatı gündemimde.
-Evinizde sizin dışınızda sanatla uğraşan var mı?
- Rahmetli Babam M. Emin BİLER Ankara Radyosunda neyzen di.
Ud ve tambur da çalardı. Torunlarına müzik sevgisini aşılamıştı. Gitar çaldıkları günleri göremedi ne yazık ki..
- Okuyucularımıza vermek istediğiniz mesajlar nelerdir?
-
Çocuklarda sanat eğitimi konusunu gündeme getirmek isterim.
Aileler, resim,sinema, tiyatro, bale, opera gibi görsel güzel sanat dallarına karşı çocuklarının ilgilerini arttırmalı. Elverdikçe böylesi mekanlara götürmeli, sanatsal bilinç yaşatılarak verilir.
Çocuklarda yaratıcı çalışma için özel bir uyarıma gereksinme yoktur. Her çocuk herhangi bir engelleme olmaksızın, kendisinde var olan derin yaratıcılık dürtülerini kullanabilir. Sıkılmadan, isteyerek saatlerce yaşına göre güzel resim yapan, müzik dinleyen yetenekli çocuğun bu alanlarda yeteneklerinin geliştirilmesi sağlanmalıdır. Çocuğun yaptığı bir resim bize onun büyüme süreci hakkında bilgi verir. Adeta kendisinin bir parçasını yansıttığı resminde olaylar hakkındaki duygu, düşünce ve görüş biçimlerini dile getirir. Ben merkezci bakış açısından uzaklaştığını, geniş çevresinin bir üyesi olduğundan haberdar olduğunu bize resim aracılığıyla iletir. Bu özelliklerinden dolayı, resmin, çocuğun dünyasında önemli yeri vardır. Anne babalar, çocuklarına resim yapma imkanı hazırlamalı, yaşına göre parmak boya, kuru ve sulu-guaj boyayı çocuğun hizmetine sunmalıdır. Bu olanaklar yeterli olmadığı takdirde, çocuk ilgisini geliştiremez. Psiko-sosyal gelişimindeki uyarım da yarım kalmış olur.
Çocuğun istek ve yetenek eğilimi saptandıktan, ilgi alanları belirlendikten sonra onu o doğrultuda yönlendirmek gerekir.
Günümüzde Halk Eğitim Merkezlerinde her yaş grubu için resim,
ahşap boyama, tiyatro, müzik, folklor etkinlikleri yapılıyor. Halka
uygun aylık ödemelerle öğretici, geliştirici gündüz ve akşam
kursları açılıyor. Maddi imkanları olan aileler çocuklarını özel
kurslarda eğitim aldırarak bu konuda gelişimlerini sağlayabilirler.
-Zaman ayırdığınız için teşekkür ederim.
- Çalışmalarımla ilgilendiğiniz için ben teşekkür ederim.
|