gorseldil.sitemynet.com
Görsel dil 2
Hakkımda
Nurşen GÖRŞEN Online Resim Sergisi/yağlıboya
AN'lardan İZ'ler/Nurşen GÖRŞEN Fotoğraf Sergisi
Benim Koleksiyonum
Öğrenci Durağı
Selma Hocadan Sizlere
Seçilmiş Sözler
Animasyonlar

Stereogramlar
Anıtkabir-Atatürk Müzesi'ndeki rölyef ve resimler
Görsel Söyleşiler
OP-ART
FELSEFE (yeni)
Atatürk Köşesi
çizilmiş resim ve şiirleri
Ceviz içi
Konuk defterim

Atatürk Köşesi
Çizilmiş, işlenmiş ATATÜRK HAFTASI/ TIKLAYINIZresimleri


    

   

  

    

  

   

      Yavuz BOZKURT

AĞAÇ ve ATATÜRK

ATATÜRK için Yalova’da yazlık bir ev yapılmıştır. Bir ağacın fazla büyümesi ahşap evi tehdit etmektedir. Bu nedenle ağacın kesileceğini duyan Atatürk ağacın korunması ve evin yerinin değiştirilmesi talimatını verir. Ve bir Pazar günü, Atatürk’ün nezaretinde koca ev kızaklar üzerinde yer değiştirir.

 Atatürk için bir ağaç bile doğanın bir parçası olduğu için büyük uğraşıları göze alacak kadar değer taşımaktaydı.

                ATA'NIN IŞIĞI TÜRK ÇOCUKLARI
                              
Şükrü PÜRLÜ

Yüce Türk milletine her konuda örnek olan Ulu Önderimiz, insan ve çocuk sevgisi konularında da en güzel örnek olmayı başarmıştır. Mustafa Kemal Atatürk, çocukları çok severdi. O'nun açık mavi gözleri her yerde çocukları arardı. Çağdaş ve mutlu bir Türkiye'yi çocuklarda görür ve çocuklarda bulurdu. Tüm yurt gezilerinde çocuklara sevgi ile yaklaşır, onlarla uzun uzun konuşur ve değişik sualler yöneltirdi. Vedat Demirci'nin anılarından öğrenildiğine göre; Atatürk, bir gün çocuk balosuna gider. Ortalıkta bir şaşkınlık havası doğar. Küçük bir erkek çocuğu salonun orta yerinde kalır. Bu yavru, hayranlıkla bir süre Atatürk'e baktıktan sonra: "Atatürk'üm, seni öpmek istiyorum" der. Ortalığa bir sessizlik dalgası yayılır. Bu derin sessizliği Atatürk'ün sesi bozar "Öyleyse, gel öp" der. Çocuk koşarak Atatürk'ün boynuna sarılır. O sırada diğer çocuklar da: "Biz de.. Biz de.." diye bağırırlar. Böylece tüm çocuklar Ata'yı doya doya öperler. Bu görüntü çoğu kişiyi ağlatır. Büyük Atatürk'de ağlar. Evet, Türk çocuklarının bu engin sevgisi için ağlar. Hem de sevinç gözyaşlarını dökerek. O gün çevresindekilere övünçle: "İşte, benim kuşaklarım..." der.
Atatürk, yaşamı boyunca tüm sevdiklerine "Çocuk" diye seslenirdi. "Çocuk" sözcüğünü çok severdi. Bu sözde bir sevgi, bir yaşam ve bir canlılık bulurdu. O'nun çocuğu yoktu; ama içinde bitip tükenmeyen bir çocuk sevgisi vardı. Son yıllarını da çok sevimli bir çocukla geçirdi. Ülkü. Ülkü, Atatürk'ün çocuk sevgisinin bir simgesi oldu. Hasan Rıza Soyak anılarında Ülkü'yü şöyle anlatır: "Atatürk'ün yanından hiç ayırmak istemediği, şipşirin bir çocuk vardı. Ona Ülkü adını vermişti. Ülkü, çocuklara karşı beslediği derin ilgiyi, ne kadar yerinde ve güzel belirten bir isim. Küçük Ülkü'yü sık sık Çankaya'daki evine getirirdi. Henüz yürümeye, bir kaç kelime ile konuşmaya başlamış olan bu çok sevimli, hareketli yavruyu kucağına alır, kendisiyle saatlerce meşgul olurdu. Bir gün yanına girdiğim zaman onu yine büyük adamın kucağında bulmuştum. Şakalaşıyorlardı. Çocuk katıla katıla gülerek onun altın sarısı saçlarını çekiyor, burnuna yapışıyor, ara sıra yumuk elleriyle yüzüne küçük küçük tokatlar indiriyordu. O da çocuklaşmış gibiydi. Bir yandan kahkahalarla gülüyor, bir yandan da , güya başını korumaya çalışıyordu. Bir aralık bana baktı. Gök parçası gözleri sevgi ve neşeden ışıl ışıldı."
Atatürk o gün genel sekreterine "Çocukluk ne güzel şey.." deyip şunları ekler: "Çocuklar ne güzel, ne tatlı yaratıklar değil mi? En çok hoşuma giden halleri nedir bilir misin? Riyakârlık bilmemeleri, bütün istek ve duygularını içlerinden geldiği gibi açıklamaları."
Yine Soyak'ın anlattığına göre: "Sonra, Ülkü'yü derin bir şefkatle bağrına bastı, iki yanağından öptü. Ben bu öpücüklerde, bütün çocuklara karşı olan sonsuz sevgisinin izlerini görür gibi oldum." Atatürk, ilk kez Ülkü'yü Gazi İstasyonunda annesinin kucağında görür. Ülkü o zamanlar altı aylık ve şirindir. O'nu kucağına alır, sevip okşar. Ülkü, sarılır ve öper. Sonraları Ülkü'süz yapamaz. Sıkıldığı zamanlarda Ülkü'yü getirmelerini buyurur.

Sonraları da bu buluşma düzenli sürer. Son hastalığında bile komadan çıktığında Ülkü'yü arar. Ülkü'nün annesi bu konuyu şöyle anlatır: "İlk komadan dört gün sonra, Ülkü'yü istedi. Yatağının yanına oturttu. Onu okşayarak bana: 'Cumhuriyet Bayramı yaklaştı, Ankara'ya gidin bayramı görsün Ülkü.' dedi. Ülkü Atatürk'ün boynuna sarılıp 'Sensiz Ankara'ya gitmem' dedi. Bunun üzerine Atatürk: 'Ben de geleceğim' dedi."
Ülkü, bir gün Atatürk'ü Çankaya'daki bahçede çimenler üzerinde görünce: "Kalk, hasta olacaksın." der. Bu söz Atatürk'ün çok hoşuna gider: "Ne duygulu çocuk..." demekten kendini alamaz. "Kim olduğumu bilmeden beni nasıl seviyor?" diye de duygularını belirtir.
23 Nisan 1920'de TBMM'yi açarak Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nı çocuklara armağan etmiştir. Dünyada ilk kez bir çocuk bayramı olur. Bununla çocuklara olan sevgisinin derecesini gösterir. 23 Nisan'da bütün kentleri ve merkezi çocuklar yönetir. Yarının büyükleri olan çocuklar bir yerde başbakan, bakan, vali, kaymakam ve belediye başkanı olurlar. Koltuklara oturup buyruklar verirler.
Atatürk kendi çocuğu olmasını ister miydi?
İnsanın, toplum içinde bir parçasının yaşamasını ve onun neslini sürdürmesini kim arzulamaz?
Acaba Atatürk, bu konuda ne düşünüyordu? Bunu, bir akşam çocukluk arkadaşlarından Asaf İlbay'a samimiyetle açıklamış, çocuğu olmayışında bir hikmet aramıştır.
Bir balo verilmektedir. Atatürk, her zamanki gibi herkesin ilgi odağı. Salonun bir köşesinde kendisine ayrılan masanın önüne saygılarını sunmak için gelen ailelerle konuşuyor... Bu arada Asaf İlbay'da eşi ve kızı ile geliyor.
Bundan sonrasını İlbay'ın ağzından dinleyelim:

"Paşa ayağa kalktı, bize yer göstermek lütfunda bulundu. Oturduk. Kızıma baktı ve dönerek, kızım Bedia'nın adını ve yaşını sordu. Onaltı yaşında olduğunu söyledim. Paşa bulunanlara hitap ederek:

-Asaf ile aynı mahallenin çocuğuyuz. Belki aynı yaştayız da. Demek bende vaktiyle evlenmiş olsaydım on altı yaşında çocuğum olacaktı, buyurdu.

"Güzel gözlerinin nemliliği hislerini belli ediyordu. Eşim ayağa kalktı:

-Paşam, bütün millet sizin çocuklarınızdır, dedi.

-Doğru. İşte ben de bununla teselli buluyorum. Evet, milletim sağ olsun.

Ve sonra ilâve etti:

-Belki benim çocuğumun olmayışınında bir hikmet vardır. Çok sevdiğim bir tayımın ölümünden o kadar müteessir olmuştum ki, günlerce acısını unutamadım, yemek yiyemedim. Ya çocuğumu kaybetmiş olsaydım; ne olurdum bilmem..."

Bu küçük anekdotla Atatürk'ün içindeki çocuk sevgisini kendi ağzından duymuş olduk. Kendisinin de söylediği gibi -bütün millet- biz, onun çocuklarıyız. Bu O'nun milletine olan sevgisinin de bir babanın çocuğuna olan sevgisi gibi içten ve güçlü olduğunu bizlere gösteriyor. Ne mutlu ki biz, Mustafa Kemal Atatürk gibi büyük bir önderin çocuklarıyız.

  
******************************************************************

MUSTAFA KEMAL'İ
   DÜŞÜNÜYORUM

   Ümit Yaşar Oğuzcan


Mustafa Kemal'i düşünüyorum;
Yeleleri alevden al bir ata binmiş
Aşıyor yüce dağları, engin denizleri.
Altın saçları dalgalanıyor rüzgarda,
Işıl ışıl yanıyor mavi gözleri.

Mustafa Kemal'i düşünüyorum;
Yanmış, yıkılmış savaş meydanlarında
Destanlar yaratıyorlar cihanın görmediği
Arkasından dağ dağ ordular geliyor
Her askeri Mustafa Kemal'i gibi

Mustafa Kemal'i düşünüyorum;
Gelmiş geçmiş kahramanlara bedel
Hükmediyor uçsuz bucaksız göklere.
Al bir ata binmiş yalın kılıç
Koşuyor zaferden zafere...

Mustafa Kemal'i düşünüyorum;
Ölmemiş bir kasım sabahı
Yine bizimle beraber her yerde
Yaşıyor dört köşesinde vatanın,
Yaşıyor damar damar yüreklerde.

Mustafa Kemal'i düşünüyorum;
Altın saçları dalgalanıyor rüzgarda;
Mavi gözleri ışıl ışıl, görüyorum.
Uykularıma giriyor her gece.
Ellerinden öpüyorum.
 

**************************

RENKLERDE 19 MAYIS

 Ak 19 Mayıs ak
Mustafa Kemal Samsun'a çıkacak.
Al 19 Mayıs al
Sivas'ta Mustafa Kemal...
Yeşil 19 Mayıs yeşil
Çimenlerde çocuklar oynaşır.
Mavi 19 Mayıs mavi
Ordular hedefimiz uygarlık, ileri.
Mor 19 Mayıs mor
Sonrasını anlatmak zor.
Sarı 19 Mayıs sarı
10 Kasım'da bayraklar yarı.
Ak 19 Mayıs ak
Atatürk vatan, Atatürk bayrak.
Pembe 19 Mayıs pembe,
Atatürk aklım sende.

****************************

 ATAM
    İlhan KIRCA

Emanete hıyanet edenler vardır
hazmedemiyor, yutamıyoruz Atam
vatan, millet kimin umurunda
kabrine gelmeye utanıyoruz Atam.



Temellerine layık kuramadık yapıları,
bize umut oldu el kapıları,
yine önümüzde Sevr tabuları,
senin gibi yırtıp atamıyoruz Atam.



Dedemin kurumadan toprakta kanı,
bölmeye kalktılar aziz vatanı,
herkes kurtarmaya çalışıyor günü
sensiz kendimize yetemiyoruz Atam...


**********************

MUSTAFA KEMAL
   Ömer Ekinci MİCİNGİRT


Toprağa yazdırdı medeniyeti
Büyük Baş Komutan Mustafa Kemal
Tüm dünyaya barış idi niyeti
İşte Baş Komutan Mustafa Kemal.



Bağımsızlık dedi, buydu beyanı
O gün Baş Komutan Mustafa Kemal
Çoştu arkasından atlı yayanı
Güldü Baş Komutan Mustafa Kemal.



Nice badireler gördü bu millet
Önde Baş Komutan Mustafa Kemal
Vatanı sarmıştı sanki bir zillet
Geldi Baş Komutan Mustafa Kemal.



Ömer ne güzel de yazıyor kalem
Yazdım Baş Komutan Mustafa Kemal
Çalış dedi çalış, gülsün tüm alem
Buydu Baş Komutan Mustafa Kemal...


**************************

SON CEMRE
   Cemal Ergun ERUÇ
 

Sen,
Son cemresin
Havama ferahlık
Suyuma tat,
Toprağıma bereket
Ve insanıma
Akıl, övünç , cesaret ..



Sen,
Son cemresin
Zerre zerre inen
Yeşil yaylalarımda,
Fabrikalarımda
Güçlü bilek ve yüreklere
"Yüksek TÜRK"idealini veren..



Sen,
Son cemresin
Yok senden başka gelecek
Ve bize Milli gururumuzu yeniden verecek,
Dik başımızın
Ak alnımızın
Tertemiz yüreğimizin yağmuru...


****************************

HAVZA YOLLARINDA MUSTAFA KEMAL
   Ceyhun Atuf KANSU

Mahmur dağının başında bir duman bi duman
Mustafa Kemal'in başında daha bir duman
Dağ düşünür gündüz gece başından duman gitmez
Mustafa Kemal düşünür gündüz gece başından duman gitmez
Dağların başından duman eksik olmaz
Soy yiğidin başından duman eksik olmaz ..



Mahmur dağının dumanlarına baktı da dedi
Mustafa Kemal, Köroğlu olmak ne güzel şu dağlarda
Tutmak gece gündüz denizlerin yolunu, yol vermemek
Üşümek, ateş yakmak, yola düşmek ne güzel
Bölmek orta yerlerinden gemilerin getirdiği güneşi
Bir sana bir bana sermek ne güzel ..



Çakal dağının eteğine vardı ki Mustafa Kemal
Vakit alaca karanlık, dağın eteğinde bir kahve
Kahvede düze inmiş eşkıya, Karadeniz uşakları
Kaynıyor Erzurum işi semaver, çay demleniyor
Uyanmış su gözleri adamların susuz gözleri sıcak
Mustafa Kemal baktı, tanıdı hepsi halk ..



Oturdular, hep beraber çayı içtiler
Ordan burdan, dereden tepeden konuştular
Sabah güneşi gelip bağdaş kurdu bir yana
Yarı karanlıktı yüzleri birden aydınlandılar
Acı çekmiş, susamış, dağ çizgileri sert
Mustafa Kemal'in gözlerinde tek tek ışıdılar ..



Çıktı kavak yaylasına oh, dedi Mustafa Kemal
Ölmez be, insan bu vatanı sevince
Halk kokusudur güller çimenlerden gelir
Ovaları sürenler aşağıda, ormanlarda bıçkı sesleri
Dağılmış Mahmur dağının dumanları
Çekip cümle türküleri bir dere ışıltısıyla akar ..



Havzaya vardım ki, kulağımızı koyalım bir
Bağımsız yaşamak diyelim bir, dinle ne ses verir
Havza pazarına inmiş allı morlu köylüler
Çıkarlar ormanlardan gizli gizli, çağıralım bir
Gelirler toplanırlar ateşimize onlar için yaktık
Özgür yüreklerinin soluğunu üflesinler bir ..



Sevelim dedi, Mustafa Kemal, sevelim bir
Selam verelim bir, selam alalım bir
Halk olmak ne güzel şeydir arkadaşlar
Şu sabah çayını içelim bir kardeşçe sıcak
Yüzümüzü yunalım şu derede bir
Sonra kursunlar darağacını kavgamıza
Asarlarsa assınlar bizi düşlerimizden !


**************************

NEDİR SEVİ ?
   Mahmut TURGUT

Öküzsüz toprağı sürüp
Aç yorgun dönünce
Ekmektir sevi ..



Serptiğin tohum senin
Seninse biçeceğin başaklar
Topraktır sevi ..



Acıların bölünür
Bölünürse ikiye yürek
Kadındır sevi ..



Kelepçe olursa bileklerinde çaresizlik
Ulaşmak için özgürlüğe
Silahtır sevi ..



Dalgalansın diye gönderde
Koşmak cepheden cepheye korkusuz
Bayraktır sevi ..



Aydınlığa dönüşür karanlık
Mavi gözlerine bakınca
Ata'dır sevi ...


*************************

ATATÜRK'ÜN
BİR SAATİ VARDI

Melih Cevdet Anday



Atatürk'ün bir saati vardı
Yediveren gül gibi açardı

Atatürk'ün bir atı vardı
Etiler'den beri yaşardı

Atatürk'ün bir resmi vardı
Buğday tarlası gibi ağardı

Atatürk'ün bir saati vardı
Durmadı
********************************

Atatürk Her Yerde
   Orhan Seyfi Şirin



Sınırda bekçiyim, gökte bayrağım.
Yaylada çobanım, ekinciyim ben.
Sakarya önünde; Dumlupınar’da,
Türklüğün en keskin kılıncıyım ben

Milletimin önündeyim,
Mehmetçiğin yanındayım,
Yiğitlerin gözlerinde,
Bebeklerin nabzındayım ben.

Gençlik bayramının ateşi benim!
Çocuk bayramının sevinciyim ben.
Sanma Anıttepe bir tek otağım.
Çağdaş Türk gencinin bilinciyim ben.

Laik cumhuriyet elimdir benim.
Türk’ü dost bilenin övüncüyüm ben.
Genç yaşında şehit olan Mehmet’in
Patlayan öfkesi ve hıncıyım ben.

****************

BENİ SEVMEK DEMEK

Halim YAĞCIOĞLU



Yaşatıyor musun devrimlerimi
Götürebiliyor musun yeni çağlara
Yazıyı kılığı hür düşünceyi
Örnek ediyor musun uluslara

Atabiliyor musun zihinlerden
Softalık gerilik tüm karanlığı
Adın var mı en yeni buluşlarda
Köye sokabildin mi aydınlığı

Sevebiliyor musun düşmanım
Bolluk mu bir uçtan bir uca vatan
Derim ki yolumda yürüyorsunuz
Büyüğünden küçüğüne o zaman

*************************
ÖĞRETMEN ATATÜRK


Yine derse giriyorsun Samsun kapısından
Selâmlıyor, seviyor tek öğretmenini
İl il, köy köy, can can
Tüm Anavatan.

Hemen başlıyor mutlu ders
Erzurum'dan
Sonra derinleşiyor volkan-öğütle
Sivas'taki son oturumdan.

Bütün memleket tek sınıf
Bir yön bayrak, bir yön tan
Öyle bir ödev veriyorsun ki öğretmenim
Süngü-kalemle başlıyoruz Afyon'dan.

Sınıfımız her an kutlu bir savaş
Öğretiyor, eğitiyorsun Ankara'dan
Hep birden söylüyoruz özgürlük türkümüzü
Vatanın uzaklıkları kalkıyor da aradan.

Mavi gözlerin hep barış barış
Mavi yüceliğin hep duman duman
Öyle alev alev bir ders ki
Yanıyor, yanması gerektiğinde her düşman.

Anlatış tadı, kıvam kıvam öz
Son bölüm: İlk hedef, Dumlupınar'dan
Kocatepe, yalnız coğrafya değil
Dağ dağ ateş yağdırıyorsun her damla kandan

Öpüyorsun hepimizi göz göz
Şehitler birinci geldikçe hep destan destan.

Yağmurlaşıyoruz er er Akdeniz'e
Ektiklerini biçiyorsun İzmir yollarından
Bir özgür meyva doğuyor Türklüğümüze
Tattırıyorsun utku yemişi utku dallarından.

Öğrenmeye son yok
Cumhuriyet, bir ders aynı konudan
Öğrendikçe özleşiyoruz da hep geçiyoruz
Senin yarattığın vatan-kanıdan.

Anlatıyorsun açık ve seçik
Yıkılıyor her gölge fikir-kurşundan
Dövüyorsun her yüreği örsünde devrimlerin
Tümleniyor her eksik, yaratan vuruşundan.

Yaşatarak öğretmek senin elinde
Sonsuz ders, tek hayat, bize bayraktan
Seni özledikçe bellemek güzel
Fikir-toprak oldu vatan, gerçek topraktan.

Sor bize her şeyi, konuşsun her öz
Başlayı versin en zor imtihan
Özgürlük güneşin ilk cevap, inan
Ey vatan-sınıfta ey Ata-vatan!..


İ. Zeki BURDURLU

 


ATATÜRK İle ilgili linkler:

Atatürkçü Düşünce Derneği

Atatürkiye

Başbakanlık/Atatürk Araştırma Merkezi

Mustafa Kemal.net

Çanakkale.gen.tr

Kurtuluş Savaşı.org

Atatürk

Atatürk.net

Designhouse

Dışışleri Bakanlığı (Atatürk sayfası çıkarılmış..)

forumfilm/ATA1,ATA2

Kaynak Atatürk Programı-indir

 Turkishnews.
 

 

 

   

 

ARİF KAPTAN

Murat KÜLCÜOĞLU

Murat KÜLCÜOĞLU

*******************************

ESERİNİN ÜZERİNDE İMZASI OLMAYAN YEGANE SANATKAR ÖĞRETMENDİR M. Kemal ATATÜRK

Atatürk'ün sanat sevgisi

 

 

 Atatürk'ün kendi  Yazdığı Şiirler   

 

   O'na Yazılan Şiirler:

BEN MUSTAFA KEMALİM
   Süleyman APAYDIN



"Ey milletim,
Ben, Mustafa Kemal'im...
Çağın gerisinde kaldıysa düşüncelerim,
Hâlâ en hakiki mürşit, değilse ilim,
Kurusun damağım, dilim.
Özür dilerim...
Unutun tüm dediklerimi.
Yıkın, diktiğiniz heykellerimi...
*
Özgürlük hâlâ,
En yüce değer
Değilse eğer...
Prangalı kalsın diyorsanız, köleler...
Unutun tüm dediklerimi.
Yıkın, diktiğiniz heykellerimi...
*
Yoksa, çağdaş medeniyetin bir anlamı,
Ortaçağa taşımak istiyorsanız zamanı,
Baş tacı edebiliyorsanız
Sanatın içine tüküren adamı...
Unutun tüm dediklerimi.
Yıkın, diktiğiniz heykellerimi...
*
Yetmediyse acısı, şiddetin, savaşın.
Anlamı kalmadıysa
Yurtta sulh, dünyada barışın.
Eğer varsa ödülü, silahlanmayla yarışın.
Unutun tüm dediklerimi.
Yıkın, diktiğiniz heykellerimi...
*
Özlediyseniz fesi, peçeyi.
Aydınlığa yeğliyorsanız, kara geceyi.
Hâlâ medet umuyorsanız
Şıhtan, şeyhten, dervişten.
Şifa buluyorsanız,
Muskadan, üfürükçüden...
Unutun tüm dediklerimi.
Yıkın, diktiğiniz heykellerimi...
*
Eşit olmasın diyorsanız, kadınla erkek...
Kara çarşafa girsin diyorsanız,
Yobazın gazabından ürkerek...
Diyorsanız ki, okumasın
Kadınımız, kızımız;
Budur bizim alın yazımız...
Unutun tüm dediklerimi.
Yıkın, diktiğiniz heykellerimi...
*
Fazla geldiyse size, Hürriyet, Cumhuriyet...
Özlemini çekiyorsanız,
Saltanatın, sultanın...
Hâlâ önemini anlayamadıysanız,
Millet olmanın...
Kul olun, ümmet kalın,
Fetvasını bekleyin, Şeyhülislamın...
Unutun tüm dediklerimi.
Yıkın, diktiğiniz heykellerimi.
RAHAT BIRAKIN BENİ..."


*******************************

ATATÜRK’Ü SEVMEK

Bırak artık o yıpranmış şeyleri,
O çelenkmiş, yakaya rozetmiş, falan filan
O bayramlık riyaları, tarih değiştirdiğin,
Atatürk’ü sevmek mi istiyorsun,
Işığını yaymak mı?
Aç gözlerini uyan
Köylere koş
Büyük kentin gecekondu mahallelerine,
Okulsuz, ışıksız, susuz o cehennemlere.
Elinden tutmasını istiyor senin koş,
Atatürk’ü sevmek bu
Berisi yaldızlı yalan
Boş.
İnanma o cek-cak, cuklu dolmalara
Milletin karnı tok yalanlara
Kırk kişi mi var bir sınıfta
Atatürk’ü sevmek bu
Ekmek kadar kutsal mı kitap.
Orda iste, orda koş.
Gerisi yaldızlı yalan boş.
Gidebiliyor musun köylere okul yapmak için,
Su akıtabiliyor musun bozkırda masal çeşmelerden,
Işık olabiliyor musun, ha, ilaç, doktor, öğretmen
Orda işte Anadolu’da seni bekliyor, koş.
Atatürk’ü sevmek bu
Gerisi yaldızlı yalan boş.

Halim YAĞCIOĞLU


MUSTAFA KEMAL' İN KAĞNISI
   Fazıl Hüsnü Dağlarca


Yediyordu Elif kağnısını
Kara geceden geceden.
Sanki elif elif uzuyordu, inceliyordu
Uzak cephelerin acısıydı gıcırtılar
İnliyordu dağın ardı, yasla
Her bir heceden.

Mustafa Kemal'in kağnısı derdi kağnısına
Mermi taşırdı öteye, dağ taş aşardı.
Çabuk giderdi, çok götürürdü Elifçik
Nam salmıştı asker içinde.
Bu kez yine herkesten evvel almıştı yükünü
Doğrulmuştu yola önceden önceden.

Öküzleriyle kardeş gibiydi Elif
Yemezdi, içmezdi, yemeden içmeden onlar.
Kocabaş, çok ihtiyardı, çok zayıftı
Mahzundu bütün bütün Sarıkız, yanı sıra
Gecenin ulu ağırlığına karşı
Hafiftiler, inceden inceden.

iriydi Elif kuvvetliydi kağnı başında.
Elma elmaydı yanakları, üzüm üzümdü gözleri
Kınalı ellerinden rüzgar geçerdi daim;
Toprak gülümserdi çarıklı ayaklarına
Alın yeşilini kapmıştı, geçirmişti
Niceden niceden.

Durdu birdenbire, Kocabaş, ova bayır durdu
Nazar mı değdi göklerden, ne?
Dah etti, yok. Dahha dedi, gitmez
Ta gerilerden başka kağnılar yetişti geçti gacur gucur
Nasıl durur Mustafa Kemal'in kağnısı.
Kahroldu Elifçik, düşünceden düşünceden

Aman Kocabaş, ayağını öpeyim Kocabaş
Süs beni, öldür beni, koma yollarda beni.
Geçer, götürür ana, çocuk, mermisini askerciğin
Koma yollarda beni, kulun köpeğin olayım.
Bak hele üzerimden ses seda uzaklaşır
Düşerim gerilere iyceden iyceden.

Kocabaş yığıldı çamura
Büyüdü gözleri büyüdü, yürek kadar
Örtüldü gözleri örtüldü hep.
Kalır mı Mustafa Kemal'in kağnısı bacım
Kocabaş'ın yerine koştu kendini Elifçik
Yürüdü düşman üstüne yüceden yüceden


**************************

MUSTAFA KEMALLER TÜKENMEZ
   Halim Yağcıoğlu
 

Tükenir elbet
Gökte yıldızlar denizde kum tükenir
Bu vatan bu topraklar cömert
Kutsal bir ateşim ki ben sönmez
İnanın Mustafa Kemaller tükenmez

Ben de etten kemiktendim elbet
Ben de bir gün göçecektim elbet
İki Mustafa Kemal var iyi bilin
Ben işte o ikincisi sonsuzlukta
Ruh gibi bir şey görünmez
İnanın Mustafa Kemaller tükenmez

Hep kardeşliğe bolluğa giden yolda
Bilimin yapıcılığın aydınlığında
Güzel düşünceler soyut fikirlerde ben
Evrensel yepyeni buluşlarda
Geriliği kovmuşum ben dönmez
İnanın Mustafa Kemaller tükenmez

Başın mı dertte beni hatırla
Duy beni en sıkıldığın an
Baştan sona her şeyiyle bu vatan
Sakın ağlamasın kasımlarda
Fatihler, Kanuniler ölmez
İnanın Mustafa Kemaller tükenmez


**************************

ATATÜRK'TEN SON MEKTUP
   Halim Yağcıoğlu

Siz beni hâlâ anlayamadınız
Ve anlamayacaksınız çağlarca da...
Hep tutturmuş "Yıl 1919, Mayıs'ın 19'u" diyorsunuz
Ve eskimiş sözlerle beni övüyor, övüyorsunuz.
Mustafa Kemal'i anlamak bu değil
Mustafa Kemal ülküsü, sadece söz değil.

Bırakın o altın yaprağı artık
Bırakın rahat etsin anılarda şehitler.
Siz bana, neler yaptınız ondan haber verin.
Hakkından gelebildiniz mi yokluğun, sefaletin?
Mustafa Kemal'i anlamak yerinde saymak değil
Mustafa Kemal'in ülküsü, sadece söz değil.

Bana, muştular getirin bir daha
Uygar uluslara eşit yeni buluşlardan.
Kuru söz değil, iş istiyorum sizden anladınız mı?
Uzaya Türk adını Atatürk kapsülüyle yazdınız mı?
Mustafa Kemal'i anlamak avunmak değil
Mustafa Kemal ülküsü, sadece söz değil.

Hâlâ, o, acıklı ağıtlar dudaklarınızda
Hâlâ oturmuş, 10 Kasımlarda bana ağlıyorsunuz.
Uyanın artık diyorum, uyanın, uyanın!
Uluslar, fethine çıkıyor, uzak dünyaların.
Mustafa Kemal'i anlamak göz boyamak değil
Mustafa Kemal ülküsü, sadece söz değil.

Beni seviyorsanız eğer ve anlıyorsanız
Laboratuarlarda sabahlayın, kahvelerde değil.
Bilim ağartsın saçlarınızı, kitaplar.
Ancak, böyle aydınlanır o sonsuz karanlıklar.
Mustafa Kemal'i anlamak ağlamak değil
Mustafa Kemal ülküsü, sadece söz değil.

Demokrasiyi getirmiştim size, özgürlüğü
Görüyorum ki, hâlâ aynı yerdesiniz, hiç ilerlememiş
Birbirinize düşmüşsünüz, halka eğilmek dururken.
Hani köylerde ışık, hani bolluk, hani kaygısız gülen?
Mustafa Kemal'i anlamak itişmek değil
Mustafa Kemal ülküsü, sadece söz değil.

Arayı kapatmanızı istiyorum uygar uluslarla
Bilime, sanata varılmaz rezil dalkavuklarla.
Bu vatan, bu canım vatan, sizden çalışmak ister
Paydos övünmeye, paydos avunmaya, yeter, yeter!
Mustafa Kemal'i anlamak aldatmak değil
Mustafa Kemal ülküsü, sadece söz değil...


************************

RESİM
   Behçet Necatigil

Her gün
Enginlerden engin
Yücelerden yüce
Bir duygu sarar bizi
Bu sınıfa girince.

Yanda, bir uçtan bir uca.
Mavi deniz
Odanın içinde güneşleri bulunca.
Isınırız.

Enginlerin engini deniz olsa
Deniz ufak!
Yücelerin yücesi güneş olsa
Güneş küçük!

İlk günü gördük, nerden geldi:
Duvardaydı
Denizleri, güneşleri
Küçülten büyüklük.

Kürsünün üstünde bir resim:
Gözleri denizlerden mavi
Bakışları güneşlerden sıcak.
Dört mevsim.

Kürsünün üstünde:
Atatürk'üm, arkasında al bayrak
Kolları kavuşturmuş göğsünde.

Bu resimle başlar bizim günümüz
Karşımızda Atatürk'ü gördükçe
Kıvançla dolar, taşar gönlümüz.

Öğretmenimizin kürsüde
Verdiği dersi
Dinler bizimle birlikte
Atatürk'ün resmi.

Çalışkanız, çünkü
Çalışınca
Bakarız, Atatürk güldü.

Bir yanlışlık yapsak
Bulutlanır gözleri
Anlarız Atatürk üzüldü.

Gelsek kürsünün dibine
Görür bizi
Eğilince.

Kalksak, gitsek gerilere
Otursak arkalarda;
Başımızı kaldırmadan duyarız:
Atatürk orada.

Öteki odalarda
Başka başka resimleri Ata'mın.
Atatürk'üm artık ömrüm oldukça
Bu resminle karşımdasın!

Yok hiç birinde
Bundaki tılsım
Değişen çizgilere
Canlı gibi bu resim.

Öyle canlı ki sanırım
Bende bir gün okulu bitirince
Uzanan ellerinle
Okşanacak sırtım.

Öyle canlı ki, sanırım
Karanlık bile olsa
Aydınlanır yollarım.

Tıpkı sınıftaki gibi
Yapacağım bir işte
Bu resmindir rehberim:
Kötülüğe uzanırsam
Çat kaşlarını
Tutulsun ellerim

Tıpkı sınıftaki gibi
Bütün ömrüm boyunca
Yaptığım her işte
İyi, doğru oldumsa
Sevincini belli et.
Gülümse!

Yaprak yaprak dökülürken önümde
Her yıl dört mevsim;
Sınıflar içinde yalnız bu sınıf
Resimler içinde yalnız bu resim!


*************************


AĞLAYALIM ATATÜRK'E
   Aşık Veysel ŞATIROĞLU

Ağlayalım Atatürk'e
Bütün dünya kan ağladı
Süleyman olmuştu mülke
Geldi ecel, can ağladı ..



Doğu batı cenup şimal
Aman Tanrı bu nasıl hal
Atatürk'e erdi zeval
Memur mebusan ağladı ..



Atatürk'ün eserleri
Söyleyecek bundan geri
Bütün dünyanın her yeri
Ah çekti, vatan ağladı ..



Fabrikalar icat etti
Ata'lığın ispat etti
Varlığın Türk'e terketti
Döndü çarh devran ağladı ..



Bu ne kuvvet, bu ne kudret
Var idi bunda bir hikmet
Bütün Türkler İnön'İsmet
Gözlerimiz kan ağladı ..



Tren hattı tayyareler
Türkler giydi hep kareler
Semerkant'la Buhara'lar
İşitti her yan ağladı ..



Siz sağ olun Türk gençleri
Çalışanlar kalmaz geri
Mareşalin askerleri
Ordular tümen ağladı ..



Zannetme ağlayan gülmez
Aslan yatağı boş kalmaz
Yalnız gidenler gelmez
Her gelen insan ağladı ..



Uzatma Veysel bu sözü
Dayanmaz herkesin özü
Koruyalım yurdumuzu
Dost değil, düşman ağladı ...

*****************************


ATATÜRK

   Cahit Sıtkı Tarancı



Atatürk'üm eğilmiş vatan haritasına
Görmedim tunç yüzünü böylesine geceler
Atatürk neylesin memleketin yarasına
Uçup gitmiş elinden, eski makbul çareler

Nerede İstiklal harbinin o mutlu günleri
Türlü düşmana karşı kazanılan zaferi
Hiç sanmam, öyle ağarsın bi daha tan yeri
Atatürk'üm ben ölecek adam değildim der

Git hemşerim, git kardeşim toprağına yüz sür
O'dur karşı kıyıdan cümlemizi düşünür
Resimlerinde bile melül mahzun görünür
Atatürküm kabrinde rahat uyumak ister


***************************

ATATÜRK GÜLÜMSEDİ
   Talat TEKİN



Atatürk gülümsedi öğretmenim
Biz sınıfa girince
Dağıldı kara bulutlar
Açıldı gonca.

Baktı ki okul yenidir
Siz yenisiniz, düşünceler yeni
Atatürk gülümsedi öğretmenim
Saklayamadı sevincini.

Baktı ki gençsiniz, bilgili
Eğitiyorsunuz yolunca, yöntemince
Atatürk gülümsedi öğretmenim
Sevindi onca.

Baktı ki karışmış aramıza,
Çiziyorsunuz yolu,
Atatürk gülümsedi öğretmenim
Gözleri dolu dolu.

Anlaşılan bütün yaz.
Atatürk gözünü kırpmamış,
Çünkü boşmuş sıralar,
Çünkü harf okunmamış.

Kapkara bulutlar inmiş
Işıklı gözlerine.
Bora gibi, fırtına gibi Atatürk'üm
Sanırım yönelmiş bilgisizliğe.

Ama baktı ki gün doğmuş,
Bir koşu varmışız okula
Özlemle açılmış kitaplar,
Bir iştah, kızda oğlanda.

Baktı ki zil çalmış,
Sınıfa girmişsiniz
Bütün bakışlar sizde
Günaydın demiş.


Derse başlıyorsunuz
Sımsıcak bir sevgi gözlerinizde.
Baktı ki Türkiye'si Türkiye'miz
Aydın ufuklarda yürüyor hızla.

Atatürk gülümsedi öğretmenim
Övünüyor bizle.
Dağıldı kara bulutlar
Biz sınıfa girince.

Atatürk gülümsedi öğretmenim
Kürsüde kendini görünce.

***********************

ATATÜRK'ÜN RESMİ
   Behçet NECATİGİL



Kürsünün üstünde bir resim;
Gözleri denizlerden mavi,
Bakışları güneşlerden sıcak.
Bu resimle başlar bizim günümüz,
Kıvançla dolar, taşar gönlümüz.
Öğretmenimiz kürsüde
Verdiği dersi
Dinler bizimle birlikte,
Atatürk'ün resmi.
Çalışkanız çünkü
Çalışınca,
Bakarız. Atatürk güldü.
Bir yanlışlık yaparsak,
Bulutlanır gözleri,
Anlarız Atatürk üzüldü.


MUSTAFA KEMAL'DEN MEKTUP

Oğuz Kazım ATOK

Öldü sanmayın beni

Biliyorum gelemem o yerlere bir daha

Mustafa Kemal olarak.

Bensiz geçecek hep

Fakat bilin ki

Kalbinizdeyim sıcak duygularınızla

Evinizdeyim, verimli işler içinde

Başınızdayım düşünceler boyunca

Toprağı işleyen motorun sesindeyim.

Gökleri yırtan kanat gürültüsündeyim.

Beni öldü sanmayın

Nerde hamleniz varsa

Bıraktığım yerden ötelere

Nerde üstünse başarınız

Milletimin yüzünü güldüren

Bilin ki orda ben varım

Sizleri toprağımdan

Sizler kadar duyarım.

   

 ATATÜRK DİYOR Kİ:

 • Hürriyet ve bağımsızlık benim karakterimdir. •  Cumhuriyeti biz kurduk, sizler yaşatacaksınız. •  Her gelişmenin ve kurtuluşun anası hürriyettir. • Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek değildir. Benim düşüncelerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu yeter. • Öğrenciye her ne yaşta olursa olsun geleceğin büyüğü gözü ile bakmalı ve öyle davranılmalıdır. •  Okul genç kafalara, insanlığı, saygıyı, ulusu ve ülkeyi sevmeyi, bağımsız yaşamayı öğretir. • Öğretmenler yeni nesil sizin eseriniz olacaktır. • Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.

MİLLİ  BAYRAMLARDA AFİŞ TASARIMLARI İÇİN  SÖZLER

Untitled Page

 

nursen_gorsen@mynet.com

Bana ulaşmak için yukarıdaki e-mail adresini kullanın